Son Yorumlar
Diva en çok kendine güldü
  gulmek sana yakisiyor alahim senin hep g...
Pitbulla 5 yıl cinsel ilişkiye girdi!
  yuh a.q okadarıda fazla
Ömer Öngüt uğurlandı
  Allahım yolundan gitmeyi nasip eylesin....
İmralı'da Öcalan'a ilginç izin
  ne yorum a gerek var nede söz e..... mi...
Güiza için büyük kampanya
  allah akıl fikir versin

 

Alıntı YazılarTüm Yazarlar
Hıncal Uluç
31.07.2010

hincal.uluc@sabah.com.tr

Ahmet Hakan Coşkun
31.07.2010

ahmethakan@hurriyet.com.tr

Yiğit Bulut
31.07.2010

ybulut@htgazete.com.tr

Yılmaz Özdil
31.07.2010

yozdil@hurriyet.com.tr

Ali Tezel
31.07.2010

atezel@htgazete.com.tr

Şükrü Kızılot
31.07.2010

skizilot@yaklasim.com

Fehmi Koru
31.07.2010

f.koru@yenisafak.com.tr

İsmet Berkan
31.07.2010

ismet.berkan@radikal.com.tr

Ayşe Arman
31.07.2010

aarman@hurriyet.com.tr

Reha Muhtar
31.07.2010

rmuhtar@gazetevatan.com

Osman Müftüoğlu
31.07.2010

omuftuoglu@hurriyet.com.tr

Zeki Çol
31.07.2010

z.col@zaman.com.tr

Kenan Erçetingöz
31.07.2010

kenanercetingoz@gecce.com

Yüksel Aytuğ
31.07.2010

yuksel.aytug@sabah.com.tr

Cengiz Semercioğlu
31.07.2010

csemercioğlu@hurriyet.com.tr

aarman@hurriyet.com.tr

Paris’te Vogue macerası (1)
2010-03-10 06:15:33
Paris’te Vogue macerası (1)

NEEEEEE! Vouge Türkiye lansmanı mı? Paris’te mi? Hüseyin Çağlayan defilesi mi? Gece de partisi mi var?

 

Kim istemez. Tamam geliyorum.Zamanın rüzgârı bu. İnsanlık için küçük olabilir amaTürkiye için büyük adım.

 

Da... Ben şimdi ne giyeceğim?

Can alıcı soru bu.

Bazen sırf bu yüzden erkek olmak istiyorum, işleri çok kolay, bir takım elbise, bir havalı gömlek, bir de kravat, tamamdır, kim tutar seni...

Kadınsan vah haline!

O kadar ürkütücü geliyor ki bu kıyafet meselesi, bunalıyorum, acaba vazgeçsem mi diye bile düşünüyorum.

Ha gayret, yeni bir elbise alayım bari...

Orijinal olmalı ama çok iddialı ve süslü olmamalı, çok fazla heves yapmış gibi görünmek de istemem. Hem dikkat çekmeli, hem olağan durmalı.

Rengi de siyah olmamalı, herkes siyah giyiyor.

“Benimle Harvey Nichols’a gelir misin?” diyorum sevgilime.

Öldürsem daha iyi, hiç istemiyor ama beni kırmıyor, tabii sonra bir kamyon laf ediyor, dört saati bir alışveriş merkezinde geçmiş de, ne günahı varmış, o gelmese olmaz mıymış?

Giy çıkar, giy çıkar, 30 tane elbise giydim. Bu iyi, şu dar, diğeri bol, o şişman yaptı, bu demode, bunun rengi tenine uymadı derken...

Bir Lanvin elbisede karar kıldım.

Ama nasıl pahalı, sevgilim, “Güzel oldu, al” dedi ama ben bu ay bisiklet almak istiyorum, vazgeçtim, altın sarısı bir Cavalli elbisede karar kıldım, o daha ucuzdu.

Giyip gideceğim... Ama tedirginim de...

Çünkü Paris, Vogue, Moda Haftası, Hüseyin Çağlayan defilesi, Anna Wintour, uçuşan markalar, top modeller, uzun boylu incecik kızlar, partiler insanı korkutuyor...

“Ben geri mi kaldım?” korkusuna kapılıyorsun.

Orası her şeyin göbeği ya...

Üzerimdeki kıyafet tamam mıdır, doğru mudur, oldu mu, derdindeyim ama kalabalıkla ilk temasımda anladım ki, o pırıltılı dünyada herkes aynı durumda...

Beşinci şampanyaya kadar herkes birbirini süzüyor.

Sonra... Sonra hayat, normale dönüyor... Bir geyiktir gidiyor...

Ben en çok neyi merak ettim biliyor musunuz?

Tamam Vogue önemli, büyük marka, yıllar sonra Türkiye’ye gelmesi olay, neresinden bakarsanız bakın yeni bir soluk getirecek, belki kadın ve moda dergilerinin okuyucusu bile değişecek.

Ama benim merakım farklı... Kişisel.

Hani eski kocan gider biriyle evlenir, yollarınızı tatlı tatlı ayırmışsınızdır ama merak edip durursun, acaba şimdi nasıl, kimle evli, o nasıl bir kadın, benimle olduğundan daha mı mutlu, daha mı mutsuz?

Çıldırırsın, kendi gözlerinle görmek, kulaklarınla duymak istersin.

Benim olayım da budur.

Binlerce yıl birlikte çalıştığımız Neyyire Özkan şu anda Doğuş Dergi Grubu’nun tepesinde,Vogue’da da inanılmaz emeği var, yepyeni bir ekiple çalışıyor, bizimle olduğundan daha mı iyi, yoksa tersi bir durum mu söz konusu...

Görmem lazım. Ki... Gayet hain bir şekilde kendi kendime, “Ya işte bak! Orada mutsuz! Yaptığı iş onu kesmiyor, kesmez!” diyebileyim.

Bizim ekibe kim benzer?

Kim elimize su dökebilir?

Ama ne yazık ki onu orada, yeni ekibiyle gördüm. Hepsini tek tek tanıştırdı ve itiraf ediyorum, çok parlak tipler.

Ve mutlular.

Tuhaf, tarifi zor bir kıskançlık hissettim.

Ama onun için de sevindim.

Herkes benim biricik arkadaşımı el üstünde tutuyor.

Takılmadan da duramadım.

“Sen amma da süslü olmuşsun! Vogue seni değiştirmiş. Bu bileğindeki bilezik ne? Bu topuklular ne?” diye bütün gece dalgamı geçtim, Ali Kiremitçioğlu şahidimdir.

Bir diğer gözlemime gelince...

Doğuş Grubu erkeksi bir grup, bütün markaları erkeksi...

En azından bana öyle geliyor...

NTV, dergiler, programlar, banka, iş dünyası, otomotiv...

Hep “erkek enerjisi” hâkim...

Ve işte Vogue’la ilk defa bunu kırmışlar, bütün gruba bir “kadın enerjisi” girmiş...

Haliyle de çok gururlular.

Paris’te 24 saatten az kaldım ama izlenimlerim bir ton.

Önce Hüseyin Çağlayan...

Müthiş adam. Modaya felsefe sokan adam. Şimdilerde, Vogue’a “Vögg” dediği için konuşuluyor, ama onun umuru bile değil. Defilesi çok alkış aldı ama ben itiraf edeyim, çok beğenmedim, daha önce aklımı başımdan alan işleri vardı, bu öyle değildi.

Defileyi en ön sıradan izledim. Meğer bu da çok önemli bir şeymiş, Seda Domaniç ve Fatoş Yalın’la (Vogue ve Marie Clair dergileri Yayın Yönetmenleri) oturdum, artık rahatlıkla moda konusunda ukalalık edebilirim, acayip şeyler öğrendim. Yabancı moda yazarlarını bile tanıttılar bana. Hepsi çok meşhur. Meşhur olmaya çalışan blogger’lar da var, dikkat çekmek için enteresan kıyafetler giyiyorlar ve kucaklarımdaki küçük laptop’larıyla, izlenimlerini direkt blog’larına yansıtıyorlar.

Tek olumsuz şey, Hüseyin Çağlayan kilo almış. Biraz. Ama almış.

Yaşlanmanın en kötü yanı bu, yaşlanıp da kilo almayan insan çok az, bu da çok sinir bozucu.

Gerisi cumayaaaaaa...



Yazarin Diger Yazilari
Benzer Etiketli Haberler

Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz. 2000-2009 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz. Google - haber Haber
gundem gundem - haber ozel haber ozel -